Mart 2025 · Kadrajın ötesi · Seri 1
Kendine Dönebilen İnsan
Hayat bazen insanı sessizce incitir, bazen de hiç beklemediği bir anda yüzüne bir tebessüm bırakır.
Ne tamamen karanlıktır, ne de bütünüyle aydınlık.
İnsan çoğu zaman bu iki uç arasında, fark etmeden sürüklenir.
Oysa insanın mutlu olması için çok da büyük şeylere ihtiyacı yoktur.
Bazen bir an, bazen bir nefes, bazen de sadece kendine dönüp bakmak yeterlidir.
Çünkü mutluluk çoğu zaman dışarıda değil, içeride saklıdır.
İnsan önce kendini sevmeyi öğrenmeli.
Ama bu sevgi, başkalarını yok sayan bir bencillik değil…
Kendine zarar vermeden, kendini eksiltmeden var olabilmenin dinginliği olmalı.
Kendine değer vermek, en çok da zor zamanlarda anlam kazanır.
Herkesin uzaklaştığı, her şeyin anlamını yitirdiği anlarda…
İnsan yine de kendi içinde kalabilmeli.
Öyle anlar gelir ki, en yakınların bile uzak gibi hissedilir.
Kardeşin, ailen, annen, baban…
Hepsi aynı yerde durur ama sen başka bir yerde kalırsın.
Dünya o anlarda kapkaranlık görünür.
Ne yol bellidir ne yön.
İnsan kendi içinde kaybolur, kendi sesini bile zor duyar.
Ama işte tam da o anlarda, insanın kendine tutunabilmesi gerekir.
Hiçbir şeye değil, kimseye değil…
Sadece kendine.
"İyi ki varım" diyebilmek…
Hiçbir şeye bağlı olmadan, sadece var olduğun için bunu hissedebilmek.
Belki de en gerçek güç budur.
Hayatı kendin için yaşamak…
Ama bunu yaparken kalbini daraltmadan, dünyayı küçültmeden.
Severek, hissederek, fark ederek yaşamak.
Çünkü bazen en büyük yolculuk, bir yere gitmek değil…
Kendi içinde kalabilmektir.
Ve belki de kadrajın ötesi, tam olarak buradan başlar.