MAVİ KADRAJ
← Kadrajın Ötesinde
Ağustos 2026

Bazı İnsanlar Fotoğrafta Kalmaz

Hayatımızdan geçen herkes bir kare bırakmaz. Bazıları yalnızca bizde kalır.

Eski fotoğraflara bakarken bazen fotoğraftaki insanlardan çok, fotoğrafta olmayanları düşünüyorum.

O gün orada olup kadraja girmeyenleri.

Fotoğrafı çeken kişiyi.

Biraz önce masadan kalkanı.

Bir yolculukta birkaç saat konuşup sonra bir daha hiç görmediğimiz birini.

Hayatımızdan geçen herkesin fotoğrafı yok.

Ama bu, onların iz bırakmadığı anlamına gelmiyor.

Bazı insanlarla yüzlerce fotoğrafımız vardır ve yıllar sonra baktığımızda fazla bir şey hissetmeyiz.

Bazılarıyla ise tek kare bile yoktur.

Ama söylediği bir cümleyi hatırlarız.

Gülüşünü.

Yürüyüşünü.

Bir akşam yanımızda sessizce oturuşunu.

İnsan hafızası tuhaf.

Neyi saklayacağına bize sormuyor.

Bazen çok önemli sandığımız şeyleri siliyor.

Önemsiz sandığımız küçücük bir ayrıntıyı ise yıllarca taşıyor.

İnsan bazen birini yüzüyle değil, yanında nasıl hissettiğiyle hatırlıyor.

Gökçeada koleksiyonundan bir fotoğraf

Hayatımıza giren herkes kalmak için gelmiyor.

Bunu kabul etmek uzun zaman alıyor.

İnsan gençken ilişkileri daha kesin düşünüyor.

Gelen kalacak.

Seven gitmeyecek.

Dostluklar bozulmayacak.

Verilen sözler tutulacak.

Sonra hayat bunun böyle işlemediğini öğretiyor.

Bazı insanlar bir dönem geliyor.

Seninle aynı yolu yürüyor.

Sonra yollar ayrılıyor.

Bazen kavga ederek.

Bazen hiçbir şey olmadan.

İki taraf da kötü olmadığı halde.

Hayat yalnızca başka yönlere aktığı için.

Eskiden her gidişin bir sebebi olması gerektiğini düşünürdüm.

Şimdi bundan o kadar emin değilim.

Bazen sebep yoktur.

Zaman vardır.

Mesafe vardır.

Değişen hayatlar vardır.

İnsanların öncelikleri vardır.

Ve bazen iki insanın hikâyesi yalnızca belli bir yere kadar birlikte yazılmıştır.

Bunu kabul etmek, yaşananları değersizleştirmiyor.

Tam tersine bana daha gerçek geliyor.

Bir insan hayatında sonsuza kadar kalmadı diye onunla yaşadığın güzel bir gün neden değersiz olsun?

Bir yolculuk bitti diye manzara kötüleşmez.

Bir akşam sona erdi diye o akşam yaşanmamış olmaz.

Belki ilişkiler konusunda yaptığımız en büyük hata, değerlerini süreleriyle ölçmek.

Oysa bazı insanlar hayatımızda on yıl kalır ve bize hiçbir şey katmaz.

Bazıları birkaç ay kalır ve dünyaya bakışımızda küçük bir pencere açar.

Bazılarıysa yalnızca birkaç saat.

Bir otobüste.

Bir sahilde.

Bir iş yerinde.

Bir çay masasında.

Sonra giderler.

Adlarını bile yıllar sonra unutabiliriz.

Ama o gün söyledikleri bir cümle kalır.

Fotoğraf çekerken kadrajın dışında kalan şeyleri düşünürüm bazen.

Makine yalnızca karşısındaki alanı kaydeder.

Sağ tarafta ne olduğunu bilmez.

Arkamızda kimin durduğunu bilmez.

Fotoğraf çekildikten beş dakika sonra ne olduğunu da bilmez.

Oysa hayat tam da oralarda devam eder.

Kadrajın dışında.

Belki insanlar da biraz böyledir.

Hayatımızdan çıktıklarında tamamen yok olmazlar.

Bir davranışımızda kalırlar.

Bir kelimemizde.

Dinlediğimiz bir şarkıda.

Gitmekten hoşlandığımız bir yerde.

Bazen hiç beklemediğimiz bir anda aklımıza düşerler.

Sonra yine giderler.

Artık bununla kavga etmiyorum.

Her insanın hayatımda kalması gerekmiyor.

Bazıları geldi.

Bir süre yürüdü.

Sonra kendi yoluna gitti.

Ben de benimkine.

Ama yolların bir zamanlar kesişmiş olması bile bazen yeter.

Çünkü hayat yalnızca yanımızda kalanlardan oluşmuyor.

Bizden geçenlerden de oluşuyor.

Ve bazı insanlar hiçbir fotoğrafta görünmese bile hikâyenin içindedir.

— Mustafa Öner

MAVİ KADRAJ