MAVİ KADRAJ KİMDİR?
Bazı insanlar fotoğraf çeker.
Bazıları önce hisseder.
Mavi Kadraj, Mustafa Öner'in dünyaya biraz daha yavaş bakma biçimi.
BİR İSİMDEN ÖNCE BİR BAKIŞ
Mavi Kadraj bir fotoğraf sayfası olarak başlamadı.
Mavi Kadraj'ın tam olarak ne zaman başladığını söylemek zor.
Belki ilk fotoğraf makinesini elime aldığım gün değildi. Belki sosyal medyada ilk kareyi paylaştığım gün de değildi.
Sanırım çok daha önce başladı.
Bir ağacın altında gereğinden fazla durduğumda, gün batarken eve dönmek yerine ışığın biraz daha değişmesini beklediğimde, kimsenin dönüp bakmadığı bir sokağın neden bana güzel geldiğini anlamaya çalıştığımda…
Ben fotoğrafa hiçbir zaman yalnızca görüntü kaydetmek için bakmadım.
Fotoğraf benim için biraz durmak oldu.
Biraz susmak.
Bazen de herkesin geçtiği bir yerde, geçmemek.
Mavi Kadraj adı sonradan geldi.
Bakış daha önce vardı.
OSMANİYE
Bazı yerlerden ayrılırsın.
Bazı yerler senden ayrılmaz.
Osmaniye benim için yalnızca haritada başlayan bir hikâye değil.
Çocukluğun bildiği sıcaklık, dağların uzaktan görünüşü, toprağın rengi ve insanın yıllar sonra bile tanıdığı o memleket hissi…
İnsan büyüdükçe başka şehirlere gidiyor.
Başka yollar öğreniyor.
Ama ilk baktığı coğrafyanın bazı renklerini yanında taşıyor.
Belki bugün doğaya bu kadar uzun bakmamın bir tarafında da bu var.
Bir manzaraya baktığımda yalnızca önümde olanı görmüyorum. Bazen çok uzakta kalmış başka bir yer de aynı kadrajın içine sessizce giriyor.
Memleket biraz böyledir.
Fotoğrafta görünmez.
Ama bakışın içinde kalır.
BOLU
Sonra yeşilin başka bir dilini öğrendim.
Bolu bana doğanın yalnızca seyredilecek bir şey olmadığını yeniden hatırlattı.
Ormanların içinde yürüdükçe insanın sesi azalıyor.
Şehir geride kalıyor.
Bir süre sonra yaprakların, suyun ve rüzgârın kendi düzeni kalıyor.
Fotoğraf makinesiyle çıktığım bazı günlerde onlarca kareyle döndüm.
Bazı günlerde ise neredeyse hiçbir şey çekmedim.
İkisinden de aynı ölçüde memnun olduğum zamanlar oldu.
Çünkü zamanla şunu öğrendim:
Bir yere fotoğraf çekmek için gitmekle, bir yerde bulunurken fotoğraf çekmek aynı şey değil.
Ben ikincisini daha çok sevdim.
Bolu'nun Mavi Kadraj'daki yeri biraz da bu yüzden başka.
Yeşil burada yalnızca bir renk değil.
Bazen insanın zihnini susturan bir boşluk.
ÇANAKKALE
Denizin karşısında insan biraz daha az konuşuyor.
Çanakkale başka bir ışık öğretti bana.
Denizin üzerinde değişen gökyüzünü, rüzgârın bir manzarayı birkaç dakika içinde başka bir şeye dönüştürebildiğini ve aynı kıyının hiçbir akşam gerçekten aynı olmadığını…
Bazen gün batımını çekmek için çıktım.
Bazen gün batımı beni yolda yakaladı.
Gökçeada'da, Bozcaada'da, kıyıda veya adını sonradan unuttuğum küçük bir yerde…
Makineyi kaldırdığım anlar kadar indirdiğim anları da sevmeye başladım.
Çünkü deniz insana garip bir şey öğretiyor:
Her güzel şeyin fotoğrafını çekmek gerekmiyor.
Bazı şeylerin karşısında bulunmak yetiyor.
NEDEN FOTOĞRAF?
Çünkü bazı şeyleri anlatmak istemiyorum.
Göstermek de istemiyorum.
Yalnızca kaybolmasınlar istiyorum.
Fotoğraf benim için hiçbir zaman kusursuz karelerin peşinden koşmak olmadı.
Bazen teknik olarak eksik bir fotoğraf, kusursuz bir fotoğraftan daha fazla şey anlatabilir.
Bir bakış.
Boş bir sandalye.
Yağmurdan sonra kalan bir sokak.
Denizin kenarında tek başına duran biri.
Bir kedi.
Eski bir ev.
Günün son birkaç dakikası…
Bunların hiçbirinin büyük bir hikâyesi olmak zorunda değil.
Hayat zaten çoğunlukla büyük olaylardan oluşmuyor.
Hatırladığımız şeylerin önemli bir kısmı küçücük ayrıntılar.
Mavi Kadraj biraz da onları kaybetmemek için var.
KADRAJIN DIŞINDA
Her fotoğrafın dışında kalan başka bir hikâye vardır.
Bir fotoğraf çektiğimizde dünyadan küçücük bir parçayı seçiyoruz.
Kadrajın içine aldığımız kadar dışarıda bıraktığımız şeyler de var.
Belki bu yüzden zamanla yalnızca fotoğraf paylaşmak yetmedi.
Fotoğrafın öncesini, sonrasını ve bende bıraktığını da anlatmak istedim.
Kadraj Yansımaları bunun bir tarafı.
Kadrajın Ötesinde başka bir tarafı.
Biri gördüklerim.
Diğeri bazen gördüklerimin bende bıraktığı sessizlik.
Mavi Kadraj ikisinin arasında bir yerde duruyor.
Ne tamamen fotoğraf galerisi.
Ne tamamen günlük.
Belki en doğru tanımı şudur:
Bir insanın baktığı dünyadan kendine saklamak istediği küçük parçalar.
Peki Mavi Kadraj kim?
Mavi Kadraj'ın arkasında Mustafa Öner var.
Ama burası yalnızca Mustafa'yı anlatmak için kurulmuş bir yer değil.
Burada Osmaniye'den kalan bir renk olabilir.
Bolu'dan bir orman.
Çanakkale'den bir gün batımı.
Bir sokak.
Bir yol.
Bir hayvanın bakışı.
Ya da fotoğrafını hiç çekmediğim bir an.
Hepsinin ortak bir tarafı var:
Bir zamanlar beni durdurdular.
Ben de onları tamamen kaybetmemek için burada bıraktım.
Mavi Kadraj
Bakıp geçemediğim yerlerden kalanlar.
— Mustafa Öner